Florin Cernat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Florin Cernat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2011 Perşembe

Pankartlar Yalan Söylemez : KING CERNAT*

   Geçtiğimiz Eskişehir maçında Karabük tribünlerinde açılan pankartların birinde King Cernat yazmıştı Karabükspor taraftarları. Ülke futbol kamuoyu aslında takımları kötü giden takımlarda, taraftarların yabancı yıldızlarına sallamalarına ve onlara yapılan kötü tezahüratlara alışmıştı yıllardır. Ancak Karabükspor taraftarı son 3 senedir alışmadıkları derecede kötü günler yaşayan takımlarında önce kurtalılacaklar listesine 4 yabancı oyuncusunu (Cernat, Seric, Tomic, Ragued ) koydu.

    Florin Lucian Cernat, menajerlik oyunlarının takipçileri ve Doğu Avrupa futboluna biraz meraklı futbol severler tarafından yıllardır bilinen bir isim. Yıllar boyu Dinamo Kiev forması ile yaptığı asistleri attığı golleri hayranlıkla izlerken 2 yada 3 sene önce Trabzonspor'un Cernat ile ilgilendiğini duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Ancak transfer gerçekleşmedi ve Kral Hırvatistan yolunu tuttu, Hajduk Split'e transfer oldu. Belki böylesi benim açımdan daha iyi oldu çünkü böylelikle Romen yıldızı kendi şehrimde izleme, yolda karşılaşabilme, antremanlardaki firikik çalışmalarını izleyebilme fırsatına kavuştum.

  Cernat geldiği ilk sezon Bursaspor maçında sakatlanıncaya kadar ortaya koyduğu futbol attığı goller ve asistleriyle gözümüzün pasını silmeye, futbolumuzdaki yetenek eksikliğine ilaç olmaya kararlı gözüküyordu.Ancak Cernat'ın Bursaspor'a attığı efsane gole karsılık 4 aylık sakatlık alışverişi futbolun adaletsiz yüzüyle karşı karşıya bıraktı bizleri. Sakatlığının ardından eski formunu bulması zaman almıştı ancak Cernat Karabükspor'un ligi istenilen yerde bitirilmesine katkı sağlayan oyuncuların başında oldu.

   Bu sezon ise Emenike'nin takımdan ayrılması Cernat'ın omuzundaki yükü bir kat daha arttırdı. Cernat sezona eski formuna kavuşarak basladı ancak bu sefer ki sıkıntı hücum bölgesindeki arkadaşlarının simdiye kadar Cernat'a bekelenen yardımı yapamamaları oldu. Zaten kalite olarak altında oldukları Cernat kadar istekli-arzulu oynamayan Karabüksporun hücum hattı durumun bu hale gelmesindeki en büyük etmen görüntüsünde. Florin Cernat akılcıl futboluna bir de arzulu oyununu ekleyerek  Karabükspor tarftarıyla arasındaki gönül bağına yeni ilmekler ekledi. Fanatik'e verdigi son röpörtajında "Bu şehri inanılmaz seviyorum ve teklif gelse dahi ayrılmayı düşünmüyorumç Karabükspor yeniden Bank Asya 1.Lig'e düşse bile takımda kalırım. Toparlanmak zorundayız ve bunu yapacağız. Şu anda her zamankinden daha fazla taraftar desteğine ihtiyacımız var" diyerek taraftarını yeniden mest etti. Evet belki hiç istemesekte bir gün Karabükspor alt lige tekrar düşecek. Bu belki yakın zamanda yaşanacak ve Cernat da Bank Asyada armanın pesinde koşacak, belki de Cernat Dr. Necmettin Şeyhoğlu stadında futbolu bıraktıktan sonra alt ligle tanışacak Karabükspor ama bu şehir Cernatını hiç unutmayacak...
                                                                                                                                           *Kral Cernat


                                                                                            

27 Eylül 2011 Salı

Trabzonspor-Karabükspor Maçı Ardından...

  Karabükspor, Trabzon deplasmanı yolculuğuna Galatasaray maçında son dakilarda gelen penaltı golü ile kaybedilen 2 puana üzülerek başladı. Maçın öncesinde Trabzonspor' un gerek yaptığı-yapamadığı transferler, elinden kaçırdığı ve kendi düzenleri için önemli futbolcuların eksikliklerinin tam manada dolamaması, yapılan transferlerin takıma uyum aşamasının bitmemesi ve Play-off sisteminin getirdigi ve  hiç kimsenin  alışık olmadığı bu yoğun maç maratonuna bir de ligin başlamasına yakın  Sampiyonlar Ligi maçlarınında eklenmesi gibi handikaplari düşünürsek ki bizim maçımızdan de hemen sonra Avrupa maçına çıkacak olan Trabzondan puan almamiz şaşırtıcı olmayacağı düşüncesindeydim.

  Nitekim ekibimiz zorlu Avni Aker deplasmanına iyi başladı ve oyunun hakimiyetini eline geçirdi. Cernat' ın direkden dönen topu ve yine Romen oyuncumuzun şahsi becerileriyle sağ kanadımızın üretkenliğinin birleşmesiyle oluşan tehlikeler ve Trabzonspor takımımın uyumsuz görüntüsü maçtan beklentilerimizin artmasına neden oldu. Ancak bizim için oluşacak en büyük tehlike yavaş yavaş gün ışığına da çıkmıyor değildi. Önceki yazılarmıda da bizim için olan önemini vurguladığımız Yücel Hocanın uygulattığı ofsayt taktiği her nekadar maçın başlarında işlesede yavaş yavaş korkulu dakikalar yaşayacağımızın sinyallerini veriyordu. Uygulanan ofsayt taktiği hücüm noktasında üst seviyede performans sergileyen takımımızı dizginlercesine 26. dakikada 1-0 geriye düşmemize neden oldu. Hücüm hattımız  ve orta sahamız maça o kadar konsantre çıkmıştı ki yenen gol takımımızı etkilemedi ve yeniden oyunun hakimiyetini elimize geçirdik ve serbest vuruştan Cernat ile beraberliği yakaladık. Ancak Yücel Hocanın inatla vazgeçmediği ofsayt taktiği 2 gol yememize ve Shelton'un boş kaleye kaçırdığı golü de düşünürsek yine kazanabileceğimiz bir maçtan elimiz boş Karabük'e dönmemize yol açtı. Maalesef hocamız oynanan 2 deplasman maçına da aldığı yanlış kararlarla damga vurdu. Ankara deplasmanına Merter ile başlayıp defansif bir futbol mentalitesiyle oyuna başlayıp kaybedilen punlarda vebali üzerine alan Yücel İldiz ülke futbolunun en hızlı ayaklarına sahip oyunculardan oluşan Trabzonspor'a karşı oynanan ofsayt taktiğinin sonucu yenen goller ve kaçan puanlar  Karabüklüleri üzdü.

  Bu maçın bizim için iyi yönü Galatasaray karşısında da tutturduğumuz yüksek pas oranının ve orta sahamızının dirençli futbolunun devam etmesi olurken negatif yönü ise Yücel Hoca'nın deplasmanlardaki form düşüklüğü oldu.

 Yıldızı Parlayan Oyuncumuz :  Florin Cernat
 Yıldızı Sönük Kalanımız        :  Erdem Özgenç

                                                               Maçın özeti :



23 Eylül 2011 Cuma

Karabükspor-Galatasaray Macina Kirmizi-Mavi Bakmak

  Geçen hafta Ankara deplasmanindan eli bos dönen Karabükspor'un bu maçtaki alamadigi puanlarin ard arda oynayacagimiz Galatasaray ve Trabzon maçlarini düsündügümüzde sikinti yaratacagi ve bu maçlarda da yasayacagimiz puan kayiplarinin takimimizin moralini bozacagini düsünüyordum. Büyüklerle imtihanin baslangicini evimizde dört bin taraftarimizin önünde  Karabükspor-Galatasaray maçi ile yaptik. Bu maç öncesinde Yücel Hocanin baskente oynanan  maçtaki hatasindan vazgeçip tekrar pozitif futbolu öne çikaran ve 2 senedir alisik oldugumuz düzene geçeçegini önceki yazimda belirtmistim (link). Ayrica bu maçta geçen seneki sakatligindan sonra gerçek performansini aradigimiz Cernat' in yedek kulübesine çekilip yerine Bilal ile baslanip Romen oyuncunun ikinci yarida sahaya sürülecegini tahmin ediyordum. Ancak Yücel Hoca takim içi rotasyonu orta sahada degil savunma bölgesinde yapti ve Kaptan Muhammed' in yerine Bulgar oyuncu Nikolic' i sürdü. Yabanci kontenjani yüzünden ise Seric bu hafta cizik yedi ve yerine Erkan Taskiran görev aldi.
   Maça her iki takimda kendi yari  sahalarinda bol pas yaparak rakibi tartmalariyla basladi.Açıkcası ilk 10 dakikada oynanan futbol  her nekadar Karabüksporumuzun işine yarıyan bir şekilde ilerlese de vasatı aşamayan bir maç izledik. Dakikalar 13' ü gösterdiğinde Ragued' in geçen seneden alışıla gelmiş Emenike'ye atılan paslara benzer uzun topa koşan ve ikili Galatasaray savunmasından önce topa hamlede bulunan Shelton'a kaleci Muslera tarafindan yapılan hareket Bunyamin Gezer tarafindan kırmızı kartla cezalandırıldı. Bu dakikadan sonra isteksiz ve şaşkın Galatasaray karşısında oyunun hakimiyeti tamamen Karabükspora geçti. Karabükspor  10 kişi kalmış rakibini iyice yormak ve ilerleyen dakikalarda golü bulmak istercesine orta sahada ve rakibin yarı sahasında dakikalarca isabet orani yüksek paslarla maçı devam ettirdi. Dakika 73' te sağ kanattan bindiren Erdem' in sutunda sadece bakmakla yetinen Ufuk'un büyük hatası sonucu golü bulduk. Bu dakikadan sonra herkes Galatasaray' ın artik silkineceğini ve oyun hakimiyetini eline alacağını düşünürken Karabükspor 75 ile 80. dakikalar arasi topu sarı-kırmızılılara göstermedi desek yeridir. Hatta bu dakikalar arası saha kenarında oyuna girmeyi bekleyen Baros Karabükspor' un başarılı paslarının kurbanı olarak 6 dakika boyunca oyuna giremeden kenarda beklemek zorunda kaldı. Ancak gerek tecrübesizlik gereksede heyecan yüzünden 83.dakikada Rıdvan' ın Baros' a yaptığı penaltı neticesinde Galatasaray Karabük deplasmanindan Melo nun golu ile evine bir puanla donmeyi basardi.

   Maçın Karabükspor açısından önemi büyüktü. Kaybedilen Genclerbirliği maçı sonrası sıkıntılı günler geçimek istemeyen takımımız için Galatasaray maçından alınan bu puan gerçekten ilaç etkisi yaratmıştır. Oynanan oyuna bakarsak pas yapma yeteneğimizin geçen seneki seviyemize yaklaşmaşı ve transfer edildiğinden beri yabancı kontenjanı yüzünden yedeğe çekilen Nikolic' in ilk önemli sınavında iyi görüntü vermesi bizim için sevindirici noktalar. Ancak Shelton'un oynadığı maçlar icinde en iyi görüntüsünü vermesine rağmen ileri ucumuz hala tam manada uyum icinde gözükmedi. Cernat ve Shelton'un birbirine uyum sürecini atlattıkları zaman oyunumuzun bir tık daha artacaği düşüncesindeyim.

   Sene baslarinda büyük takımlarla evinde oynamanin her zaman avantaj olduğu düşüncesindeyim. Rakibinizin daha o isteğidiği büyük hedefler için yaptığı transferlerin hem ülkemize hem de takımına daha uyum sağlamadıkları dönemde puan almak ilerideki haftalara göre nispeten daha kolay. Bu dönemde oynadığımız Galatasaray maçından alınan bu sonuca 1 puan almamız elbette bizi mutlu edecektir ancak maçın gidişatı düşünülürse sadece anlık bir hatadan dolayı gelen penaltı sonucu kaçan puanlara üzülmemek elde değil.

                                                              

18 Eylül 2011 Pazar

2 Averaj 3'te bitmedi

Karabükspor bu hafta başkent deplasmanında Genclerbirligi' ne konuk oldu. Maça evimizde kazandıgımız Sivas maçının kadrosundan farklı olarak Mehmet Çakır-Merter Yüce degisikliği ile başladık. Anlaşılan Merter' in Sivas maçındaki verdiği hayat öpücüğü kendisine onbir şansı doğurdu. Yücel Hoca maça orta sahada iki tane çapa Merter ve Ragued ile başlayarak, göreve geldiğinden beri ilk defa pozitif futbol anlayışından ödün verdi.

Nitekim bu sahaya fazla ofans oyuncusu ile çıkıp risk alan Gençlerbirliği' ne yaradı ve Alkarlar ilk yarıda  önce dakika 19 da Ermin Zec' in pasında kaleci ile karşı karşıya kalan Yücel Hocanın ligde en çok begendiği genç oyuncu olan Yasin' in ve 39.dakikada da Oktay Delibalta' nın sol kanattan sürüklediği atağın sonunda Hursut' un golleriyle 2-0 öne gecti. İlk yarı boyunca Karabükspor futbol adına en ufak bir varlık gösteremedi. Ne kanatlarımız işledi, ne savunmamız ile orta sahamız aralarındaki mesafeyi daraltarak rakibe gol sanşı vermemeyi sagladı ne de Cernat ve arkadasları gol bulma noktasında Shelton' a yardım edebildi.

İlk yarının son dakikalarında gelen Merter-M.Çakır degişikliği ile Sivas maçının ilk onbirine döndük. İkinci yarinin ilk 15 dakikasi 180 derece degişmiş bir Karabükspor izledik. Bu dakikalarda Erdem'in bindirmeleri ve Mehmet Çakır ile uyumu sonucu sağ kanadı oldukça verimli kullandık.Orta sahamıza gelen direnç sayesinde oyunu Genclerbirliği kalesine yıkmayı başardık  ve golü daha takıma uyum saglayamada  sıkıntı çeken Shelton ile bulduk. Hatta direkten dönen pozisyonumuzu ve sanşsızlığımızdan kaçan pozisyonları da sayarsak dakikalar atmışı gösterirken belkide 2-2'yi bulmuş olabilirdik. 67. dakikada yapılan İlhan Parlak Erkan Taşkıran degisikliği biraz sol kanadımızı hareketlendirmeye yarasada beklenen verimi sağlamadı. Dakikalar ilerledikçe beraberlik golünü bulamayan takimımızın direnci düştü ve geri kalan dakikalarda iki takımda rakibin hatalarını değerlendirmeye calıştı. Bu dakikalarda Muhammed Özdin - Bilal Kısa değisikliği sonucunda sayıca azalan  savumuzmamızın verdiği boşluklarda Ankara temsilcisi pozisyonlar bulsada golu bulamadılar.

   Takımımız bu maçta da gösterdiki geçen seneye oranla daha çok kanat organizasyonları gerçekleştiriyor ve duran toplardaki hava hakimiyetini artırmış durumda. Ancak oyuncularımızın artık Emenike' nin bizimle beraber olmadığını ve Shelton' un başka özelliklere sahip olduğunu anlamaları gerekir.Mesela hala İlhan orta saha da aldigi topu sişirmeyi düşünüyor. Bunun yerine o topu  bekletip takımın çoğalmasını sağlamalıdır. İkinci yarıdaki Erdem ve Deumi maçta bizim adımıza en verimli olan futbolculardı. Eminim Yücel Hoca bu maçın bize verdiği erken mesajı alır ve ilerleyen maçlarda bu futbolu izlemeyiz. Nitekim Yücel Hoca' nın basın toplantısında söylediği gibi ilk yarıdaki futbol bize yakışmadı.